30 Ekim’de Sinema Biletini Cesaretine Göre Seç: İki Farklı Korku Gecesi

30 Ekim’de Sinema Biletini Cesaretine Göre Seç: İki Farklı Korku Gecesi

Bu cuma karanlık salona girmek için iki ayrı neden var: biri sisli bir gölün sessizliğinden, diğeri yıllardır saklanan bir sırdan korku çıkarıyor.

Korku gecesinin ilk adresi: Salmokji’nin sessiz suları

30 Ekim Cuma günü Türkiye’de vizyona giren Salmokji: Karanlık Sular, korkuyu büyük bir gürültüyle değil, önce bakışların takıldığı bir görüntüyle başlatıyor. Güney Kore yapımı filmin merkezinde, baraj gölünde çekilen yol görüntülerinde açıklanamayan bir silüet fark eden ekip var. Kayıtları yenilemek için geri döndüklerinde ise gölün sessizliği giderek rahatsız edici bir hâl alıyor. Kim Hye-yoon ve Lee Jong-won’un yer aldığı hikâye, karanlığın içinde neyin saklandığını merak edenlere hitap ediyor.

Filmin çekici tarafı yalnızca doğaüstü olaylar değil; kamera görüntüsüne güvenip güvenemeyeceğimiz sorusu. Bir ekranın köşesinde beliren küçük ayrıntının bütün geceyi değiştirmesi, teknolojiyle iç içe yaşayan izleyiciye tanıdık geliyor. Korku filmlerinde atmosferi, sisli manzaraları ve yavaş yavaş yükselen gerilimi sevenler için bu cuma dikkat çekici bir seçenek.

Diğer salonda geçmişin kapısı açılıyor

Aynı gün vizyona giren yerli yapım Zikr-i Cin ise daha kapalı ve kişisel bir korku kuruyor. Lüks bir villada buluşan eski arkadaşlar, telefonlarına gelen ölümcül talimatlarla sarsılıyor. Mekânın geçmişindeki trajedi ortaya çıktıkça, arkadaşlıkların altında saklanan sırlar da gecenin parçası hâline geliyor. Bülent Orçin’in yönettiği filmde Mustafa Zeren, Belma Mamati ve Seda Arslan rol alıyor.

Burada korkunun kaynağı ıssız bir doğa manzarası değil; birbirini tanıdığını sanan insanların aynı masada taşıdığı geçmiş. Bu nedenle iki film arasında seçim yapmak aslında iki ayrı gerilim duygusu arasında seçim yapmak gibi. Biri göl kenarındaki belirsizliğe, diğeri bir evin içine sıkışmış hesaplaşmaya yaslanıyor.

Birlikte korkmanın küçük eğlencesi

Sinema gecesinin eğlenceli kısmı bazen film başlamadan önce başlıyor. Arkadaş grubunda “Ben hiç korkmam” diyen biri, fragmandan sonra fikrini değiştirebiliyor; yan koltuktaki ise en sessiz sahnede bile geriliyor. Korku türü tam da bu yüzden topluca izlenince farklı bir hatıraya dönüşüyor. Salondan çıkınca herkesin aynı sahneyi başka türlü anlatması da gecenin devamı.

Üstelik 30 Ekim’in vizyon programında yalnızca korku yok. Daha hafif bir film isteyenler için animasyon ve dram seçenekleri de bulunuyor. Ancak bu hafta sonuna karanlık bir perdeyle giriş yapmak isteyenler için yerli ve Güney Kore yapımı iki farklı korku dili yan yana duruyor. Korku filmi seçimi yaparken fragmandaki ani seslerden çok hikâyenin nasıl bir gerilim kurduğuna bakmak da işe yarayabilir. Bir grup gölün ürpertici sessizliğini severken başka bir grup kapalı mekânların tedirginliğini tercih edebilir. İki tercih de aynı cuma gecesine bambaşka bir tempo katıyor.

Son sahneden sonra sohbet bitmiyor

İyi bir korku filminin etkisi, jenerik akarken salondan çıkmakla bitmeyebilir. Yolda “O görüntü gerçekten neydi?” diye tartışmak, filmin gizlediği ayrıntıları hatırlamaya çalışmak, bir sonraki sinema buluşmasının konusunu bile belirleyebilir. Bu cuma bilet seçerken en doğru soru belki de “Hangisi daha korkunç?” değil, “Hangi hikâyenin içine girmek istiyoruz?”

Salmokji’nin suyun altına sakladığı bilinmezlik mi, Zikr-i Cin’in bir evin geçmişinden yükselen sırrı mı? İki film de 30 Ekim’de Türkiye’de vizyona giriyor. Gösterim saati ve salon seçimini ise gitmeden önce güncel sinema programından kontrol etmekte fayda var.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!